21.06.2010

Lo & Loud (Not Another Coffe Shop)



Geçenlerde Tunalı Hilmi Caddesi'nde, D&R'ın yanına açılan Lo & Loud'a gittik. Çoktandır gözüme çarpıyordu ama gitmeye bir türlü fırsat olmamıştı.

Yiyecek ve içecek konsepti biraz Starbucks kıvamında. Tabii arada çok derin farklar var. Mesela self servis değil. Bir de dondurma yiyebilme şansınız var. Bahçelerinde bir "mövenpick" dondurma dolabı var ve hem dışardan geçen ve yolda yemek isteyenlere yönelik, hem de cafede oturan müşterilere yönelik bir hizmet. "Mövenpick" dünyaca ünlü bir İsveç dondurma markası. Bu markanın otel zincirleri de var. Dondurmanın tadına gelecek olursak, ben fotoğrafta görüldüğü üzere, soldan sağa; swiss chocolate, karamel ve vanilya istedim. Servis şekli hoş görünse de, o tabakta yemek gerçekten çok zor! Tadına gelince, swiss chocolate gerçekten çok başarılıydı, karamel ve vanilya gereğinden fazla şekerli geldi bana ve çok beğenmedim. Yani bana pek matah gelmedi. Ya da ben seçimlerimi yanlış yapmış da olabilirim.




Skingrat ise limonata içti. Ben limonatadan nefret ederim. Tadına baktığımda ise o da benim için çok şekerliydi. Bir yaz günü için serinletici bir yanı da yoktu. Cafe des Cafes 'de içtiğim (ya da tadına baktığım diyeyim) zencefilli limonata daha güzeldi.

Fiyatlarına geldiğimizde ise konumuna göre fiyatlar gayet makul sayılabilir. Özellikle de bir coffe shop olduğunu göz önünde bulundurursak, kahve çeşitleri Starbucks ya da Gloria Jeans'e göre fiyat olarak çok daha uygun. Ama tat konusunda söyleyebilecek bir şeyim yok henüz. Ama en kısa zamanda kahvelerini de denemek istiyorum.

Bu Blog İçin "Yeni Akım"



Ben blog yazma konusunda biraz üşengeç sayılırım. Hatta sayılmam, öyleyim. Yazacak şey çok da, elim gitmiyor bir türlü ve her postumda da bunu belirtiyorum nedense...

Çoktandır yapmak istediğim bir şeyi bu blog üstünden gerçekleştirmek istiyorum. Yemek yediğim bazı mekanları ve yemeklerini tanıtıp fikir beyan etmek aslında amacım. Bu tarz bir kaç blog çıkmıştı önceden karşıma ve gerçekten de okurken çok keyif aldım. Benim kendimce yemek tarifleri verdiğim bir yemek sitem var, aslında bu "yeni akım"ımı ona eklemek istiyordum ama daha sonra bu blog üzerinden devam ettirmeyi düşündüm.

Fotoğraflar kendi çektiğim fotoğraflar olacak ama fotoğraf makinam biraz büyük olduğu için sürekli yanımda taşımam mümkün değil. Denk geldiğinde kaliteli fotoğraf yayınlayacağım ama çoğu zaman telefonla çekilen fotoğraflar olmak zorunda kalacak. Biraz göz kirliliği yaşatmak zorunda olacağım yani... Neyse, hevese gelmeliyim =)

6.03.2010

Kadın Blogları

Ben sürekli blog yazabilen biri değilim. Her yeni bir post yazdığımda, "Tamam artık sürekli yazarım ben" diye kendimi kandırdığımı farkettim. Aslında üşeniyorum yazmaya... Kafamda yazacak şeyler olmadığından değil... Ama diğer yazarların bloglarını takip etmek daha kolayıma gidiyor.

Bugün yazmak istediğim şey ise "Kadın Blogları". Gerçekten çok garip. Tüm kadınlar mı aynı yoksa herkes birbirinin bloglarını okudu da aynı formata mı bürünüverdi dünya birden? 1-2 tane okuyunca bir kadın için gerçekten zevkli olabilecek şeyler aslında. Ama herkes aynı şeyleri yazıyor! Yok efendim şu kıyafetleri aldım bugün, kocam bana şunu aldı, bugün alışverişteydim, kuzişimle şöööyle bir alışveriş turuna çıktık, şu kıyafeti uzun süredir istiyordum, bu makyaj malzemesini uzun süredir kullanıyorum ve size de öneriyorum vs vs... Anladığım kadarıyla herkes her gün alışveriş yapıyor. Başka zevk ve eğlence kalmamış dünyada. Hatta alışveriş çılgınlığı öyle hat safhada ki, bazıları hızını alamayıp her gün internetten de alışveriş yapıyor! Her dakika alışveriş yapan bir insan o aldıklarını nerede ve ne zaman kullanıyor onu da anlamıyorum! Ya herkes çok zengin, ya da bu işin suyu çıkmış artık... Bu ne arkadaş yaa? Bir de evde incik boncuk, takı toka tarzı şeyler yapıp satanlar var. Cidden de satabiliyorlar taktir de etmiyor değilim. Belirli periyodlarla da çekiliş yapıp hediyeler veriyorlar. Çoğunun verdikleri hediyeler çok güzel, bayılıyorum. Ama katılmaya da üşeniyorum. Hem nasılsa bana çıkmaz, hem de çekilişlerin bilmem kaç tane kuralı var. Yok follow edicen, yok yorum yazıcan, yok blogunda tanıtıcan... Bir gün bir siteyi tanıtırsam gerçekten çok sıkılmışım demektir. Ya da acaba ben de mi globalleşmiş olacağım o zaman? Ben de mi standart kadın blog yazarı statüsüne ulaşmış olacağım? Acaba?