15.12.2010

Almanya'dan gelen paket ve günlük olaylar

Dün sonunda Almanya'dan paket geldi! Arkadaşım Japonca gazete alıp yollamış bana. "Yomiuri Shinbun" , dünyanın en çok okunan gazetesi ünvanına sahip. Bu yüzden elimde 1 adet örneğinin olması güzel. Daha önceden de Türk-Japon Vakfı'na gittiğimde, oradaki Japonlardan okunmuş gazete istemiştim. Okunmuş gazete derken, eski gazete manasında... Ahauhauhauh iğrencim =) Yani bir kaç tane de Asahi Shinbun var elimde. Neyse, paketten sadece gazete çıkmadı tabii, 1 adet ağaç süsü melek ve 1 adet de Lindt'in yine yılbaşı ağacı süsü (tabii içinde 3 adet çikolatasıyla). Benim yılbaşı ağacım yok. Hem gerek yok, hem de o kadar gıldır gıcıktan koyacak yer yok. Zaten Miyu'nun olduğu yerde çok alengirli şeyler olamıyor genelde =) Dolayısı ile süsler nasiplerini evin hangi köşesinde bulacaklar merak ediyorum...



Bugün, nihayet yılbaşı kartlarını yollayıverdim. 2 adet Japonya'ya, 2 adet de Almanya'ya. Toplam 4 adet kart için 7 TL ödedim. Bana mı çok geldi yoksa gerçekten mi çok anlamadım! Ama çok koydu be atam! Atla deve değil ki! Kart yani sonuçta...
  • Bu arada 29 Aralık'ta Hintli hocamız bizi elçilikte yemeğe davet etti. Sabırsızlıkla o günü bekliyorum!


Önümüzdeki cumartesi günü de, Unicef yararına Sharaton'ın bahçesinde yılbaşı etkinliği düzenleniyormuş. Saat 12.00'de başlayıp 18.00'de bitecekmiş. Yılbaşı çadırı açılacak, Unicef yararına hediyelik eşyalar satlacakmış. Üşenmezsek Skingrat ile birlikte gitmeyi düşünüyoruz. Sürekli "ülkemizde neden diğer ülkelerde olduğu gibi etkinlikler, festivaller olmuyor monşer?" diye yakınıyoruz, en azından bir etkinlik bulmuşken gidip bir bakalım diyoruz. Kendi söylediklerimiz havada kalmasın. Belki havada kalacak ama, yine de bir yerlerde bir şeyler olacağını bilmek güzel =)

10.12.2010

Gariplikler, hayıflanmalar, rutinlikler

  • Bugün gün ışığına uyanamadım. Kalktığımda puslu, yarı karanlık ve yağmurlu bir hava vardı. En son uyandığımda saat öğlen 1'di. 15 dakika daha uyuyup uyanırım dedim. Daha sonra gözümü açtığımda saat çoktaaan 3 buçuğu geçmişti. Halbuki bugün için bir çok planım vardı. Hiç birini gerçekleştiremeyecek olmanın üzüntüsü kaplayıverdi beni. Zaten bugünlerde yine tam düzensiz hayata geçiş yapıverdim. Geceleri bir uyuyamama, bilmem ne... Geçen gün, bir gece öncesinde çok az uyumamdan mütevellit, okuldan eve döndüğümde çok uykumun olduğunu farkettim. Tüm gece uyumamak için adeta savaş verdim kendimce. 12 sularında dayanamayıp, kendime "çalışma odası" olarak ilan ettiğim yerde "1 saatcik uyuyayım" dedim. Neden gidip yatağımda uyumuyorsam sanki! İnsan hiç gece 12'de uyur mu? Aaa ne ayıp şey! Neyse, yine gözümü bir açtım, saat 2 oluvermiş. Uykum açılmasın diye makyajımı neyin çıkarmadan hoop yatağıma atladım. Gözlerimi de sımsıkı kapattım ki hemen uyuyayım! Ama ne mümkün... Bünyem bana yeni yeni huylar çıkardı. Eskiden hayvan gibi uyuyabiliyorken, şimdi menepozlu kadınlar gibi uyumamak için bin türlü bahaneler... Neyse efenim, ben dön dön, bir de baktım saat sabahın 4 buçuğu! E o zaman kalkıp uykumu arayayım dedim. Sanırım hayatımda ilk defa uyuyamadığımda yataktan kalktım! Yarı baygın bir şekilde tuvaletin yolunu tutup, ışığa basıverdim. Aman o da ne! Birden kıvılcımlar patlayıverdi, çat diye bir ses ve her yer bir anda karardı. Cep telefonu ışığı sayesinde yolumu buldum ve sigorta kutusunu kontrol ettim. Ve evet sigorta atmıştı. Ama çok geç ki, ampul patlayıvermişti. Olsundu, koridorun ışığıyla idare ederdimdi. Nitekim öyle de oldu... Garip uykular silsilesi... Sonrasında "madem artık sadece masaüstü bilgisayara mahkum değilim, netbookum var, o zaman sevgili yatağımda biraz nette vakit geçireyim" dedim. Sanırım sabah 6 gibi uykumu buldum.

  • Sevgili oğlum Miyu, 1 yıldır hiçbir veteriner hekim tarafından herhangi bir tanı koyulamamış bir durumla pençeleşmekte. Gerçekten bu duruma çok üzülüyorum. Oğlum 1 senedir elizabeth tasmayla geziyor. Çünkü hiç durmadan kafasını kaşıyıp kanatıyor. Kaşıdığı yerlerde görünür bir lezyon da yok. Vücudu bir şey de üretmiyor dış görünüşte. Ama kaşıdıkça yara yapıyor kaşıdığı yeri. Ben 1 yıldır yaptığım tüm araştırmalarım sonucunda sorunun alerji olduğuna karar verdim. 2-3 sene aynı mamayı yiyince, bazı kedilerde olurmuş bu durum (Doğduğundan beri Hills yediği için veteriner bu durumu kabullenmiyor gerçi). Başka diyet mamalar denemek gerekirmiş araştırmalarıma göre. Ama zorlu bir süreç bu. Zırt diye geçecek bir şey değil. 1 senedir bu durumla hem benim, hem Miyu'nun boğuşması da kolay değil...

Bir haftadır meteoroloji tahminlerinde hiç yanılmıyor. Normalde pek tutturamazdı ama son 1 haftadır bir şeyler oldu. Bu yüzden korkuyorum. Bir kaç gündür havalar iyi gidiyordu, bugün için yağmurlu gösteriyordu. "Olur mu lan öyle!" demiştim ama hakikaten yağmur yağıyor! O zaman bu durumda yarın da kar mı yağacak? O zaman vay halime! çünkü 4-5 gün boyunca karlı gösteriyor ve havalar eksi derecelerde devam edecek. Yani? Buz olacak! So what? Geçen sene, Münich'te, tüm şehir buz tuttuğu için belediye tarafından her noktası çakıl taşlarıyla kaplanmış olmasına rağmen, ben 1 metrekarelik boş bir alanı bulup, kayıp,biraz havalanıp, dümdüz bir şekilde sırtüstü düşmeyi başarmış bir insan olarak... Korkularım anlam kazanıyordur umarım... Çok korkunçtu... Burada da aynı buzlanma yaşanırsa, zaten belediyenin umrunda olmadığı için, sokak kapısının önünden bile ayağımı çıkaramayacağım anlamına geliyor.


  • Her şeyi geçtim. Yine çokça uzun bir süredir sırt ağrılarımla boğuşuyorum. Ne yaparsam yapayım ağrıyor! Bıktım vallahi de billahi de... Hayatında sporla tanışmamış bünye, resmen yalvarıyor bana. Ama inadımı yenemeyeceksin bünye!

  • Bugün yarın dışarı çıkıp yılbaşı kartı almam lazım. Hem Japonya'daki, hem de Almanya'daki arkadaşlarıma kart atmam lazım. Yuki şimdiden yollamıştır kesin kartı! Bu sene ben de geç kalmamaya kararlıyım! Ayrıca Almanya'daki arkadaşlarımdan biri bana bir paket yollamış. İçinde büyük bir şey yok ama çok aradım bulmak için dedi. Çok merak ediyorum gerçekten de... 3 gün önce yollamış. Alamanya'dan paket kaç zamanda gelir ki?

4.12.2010

Nanta Cooking Show


Bugün Asya Çalışmaları bölümünden arkadaşlarla, Kore'den gelen "Nanta" grubunun şovunu izlemeye gittik. Gerçekten performansları inanılmazdı, ve hayatımda izlediğim en iyi gösteriydi diyebilirim. Kısaca açıklamak gerekirse de, konuşma olmadan, geleneksel Kore ritimlerinin komedi ve dramla birleşmesi denilebilir. Web sitelerinde böyle tanımlamışlar kendilerini. Sahnede hem dans, hem müzik, hem komedi, hem yemek pişirme, hem de tiyatroyu bir arada izliyorsunuz. İşin güzel kısmı ise interaktif olmaları. Seyirci ile zaman zaman diyalog içindeler ve gösteri herhangi sözsel bir şey içermediğinden dünyanın her yanından seyirciye açık bir gösteri. Fakat ufak tefek Türkçe sözcükler kullanarak gerçekten seyircileri şaşırtıp, eğlenceli vakit geçirmelerini sağladılar. Zaten şu an da dünya turu kapsamında gelmişler Türkiye'ye. Eminim yurtdışında insanlar bu gösteriye bir hayli para ödüyorlardır (ama ne kadara pahalı olursa olsun değer)! Fakat Türkiye'deki gösteri ücretsizdi. Girebilmek için yalnızca davetiye gerekiyordu. E davetiyeyi biz bulmayacağız da kim bulacak! =))

Bir daha Türkiye'ye gelirler mi bilmem. Ama siz siz olun, bu gösteriyi izleme fırsatını bulduğunuz anda kaçırmamaya bakın!

Fikir edinilmesi açısından trailer videosunu buradan izleyebilirsiniz.